Ani ve önemli fikirler nereden çıkar? Bu fikirlerin gelişmesini sağlayan iş ortamları nasıldır? Yöneticiler yaratıcılığı uyarmak ve yaratıcılığın önündeki engelleri aşmak için neler yapabilirler?
Harvard Üniversitesi Girişim Yönetimi Bölüm Başkanı Teresa Amabile, yaklaşık 30 yıldır bu sorularla boğuşuyor. 8 yıl önce bir araştırmaya başlayan Amabile, doktora öğrencilerinden oluşan bir ekiple birlikte yaklaşık 12 bin gün boyunca tüketim, ileri teknoloji ve kimyasal ürünler üreten ve yaratıcı projeler üzerinde çalışmış olan yedi şirketten 238 kişiyi izlemişler. Katılımcılara yaratıcılık üzerine odaklandığını açıklamayan Amabile, günlük olarak gönderdiği e-mailler ile kişilere işleri ve içinde bulundukları günkü iş ortamı hakkında sorular sormuş. Daha sonra kişilerin bir problemle başa çıktıkları ve yeni bir fikirle ortaya çıktıkları anları e-mailleri şifreleyerek yaratacılık boyutunda incelemiş.
Amabile, "Günlük çalışması ile insanların zihinlerine doğru emeklemeye çalıştık. Böylece çalışma ortamlarının özelliklerini ortaya koyarak yaratıcı sıçramalara neden olan deneyimleri ve süreçleri anlamayı amaçladık" diyor.
Amabile ve ekibi h‰l‰ bu sonuçları birleştirmeye çalışıyorlar ancak bu çalışma hali hazırda, iş yerinde yaratıcılıkla ilgili birçok inanışı tersine çevirmiş durumda.
Amabile "Yaratıcılığı beslemek ve geliştirmek için ortaya koyduğum bu ilkeler belki benim son derece yumuşak bir yönetim tarzını savunduğumu düşünmenize neden olacak. Ancak, bu doğru değil. 30 yıl boyunca yapmış olduğum araştırmalar ve 12 bin kişiden günlük olarak topladığım veriler gösteriyor ki, insanlar sevdikleri işi yaptıklarında ve kendilerini onunla gerçekten bütünleşmiş hissettiklerinde ve yaptıkları iş, değerli olarak görüldüğünde ve tanındığında yaratıcılık beslenecek ve gelişecektir. Zor dönemlerde bile" diyor. İşte Amabile'in yaratıcıkla ilgili mitler olarak tanımladığı görüşler ve araştırma sonucunda ortaya koyduğu görüşler şöyle sıralanıyor:
1- Yaratıcılık, yaratıcı tiplere özgüdür
Yöneticilerle konuşmama başlarken, genellikle "İşletmenizde en çok hangi bölümde yaratıcılığın gelişmesini istiyorsunuz?" diye sorarım. Onlar da tipik olarak, `Araştırma-geliştirme, pazarlama ve reklam' derler. Onlara "İşletmenizde yaratıcılığı hangi bölümde istemiyorsunuz ya da ihtiyacınız yok" diye sorduğum da ise kaçınılmaz olarak "muhasebe" cevabı geliyor.
Yöneticiler arasında, bazı insanların yaratıcı olduğuna, birçoğunun da yaratıcı olmadığına ilişkin yaygın bir kabulleniş var.
Bu, doğru değil. Bir lider, işletmesinde yaratıcı azınlıklar yaratmayı istemez. Finansçılar da dahil olmak üzere, herkesin alışılmamış ve faydalı fikirler üretmesini ister.
Bu alanda yapılan çalışmalar, bir gerçeği ortaya koyuyor: Normal zekaya sahip olan her insan belli bir derecede yaratıcı işler ortaya koyma kapasitesine sahiptir. Yaratıcılık, bir dizi faktöre dayanır: Bilgiyi ve teknik yeteneği içeren deneyim, yetenek, yeni yollardan düşünebilme becerisi gibi. Geçtiğimiz beş yılda organizasyonlar yaratıcılığa ve yenilikçiliğe kariyerimde hiç görmediğim kadar fazla önem vermeye başladılar. Ama inanıyorum ki birçok insan, henüz kendi yaratıcı potansiyellerini farketmekten çok uzak bir noktadalar. Çünkü gerçekten motive olmalarını engelleyecek bir çevre ile mücadele içerisindeler. Yani, henüz birçok şirketin yaratıcılığın önündeki engelleri kaldırmak için ilerlemesi gereken uzun bir yol var.
2- Yaratıcılığın motivatörü paradır
Yapmış olduğumuz deneysel araştırma gösterdi ki, para her şey değildir. Günlük çalışmasında, insanlara "Verilen ödüller sizi ne ölçüde motive eder?" diye sorduk. Onlar da her gün, yaptıkları işten alacakları ödemeleri düşünmediklerini söylediler. Ve verilecek ikramiyeler hakkında düşenerek oldukça fazla vakit harcayan bir avuç insanın da yaratıcı düşünmeye pek fazla vakit ayıramadıklarını gördük.
Hatta eğer insanlar, yaptıkları her hareketin ücretlerini etkileyeceğini düşünürlerse, ikramiyeler ve performansa dayalı ödeme planları, bazen bir probleme bile dönüşebilir. Çünkü böyle bir ortamda, kişiler risk üstlenmeye karşı isteksiz olurlar. Tabii ki herkes yaptığı işlerin ödüllendirilmesini ister. Ama araştırmamız gösterdi ki, insanlar yaratıcılığın desteklendiği, değer verildiği ve tanındığı bir çalışma ortamına çok daha fazla önem veriyorlar. İnsanlar işleriyle gerçek bir bütünleşme fırsatı ve gerçek bir gelişme imkanı istiyorlar. Bu noktada liderlerin çok önemli bir rolü söz konusu oluyor: İnsanları projelerle sadece tecrübelerine göre eşleştirmek yerine bu eşleştirmede kişilerin ilgilerini de dikkate almak gerekiyor. insanlar, yaptıkları işe ilgi duyduklarında ve yeteneklerine uyumlu bir iş yaptıklarında çok daha yaratıcı olurlar. Eğer yapacakları iş, yeteneklerinden fazlasını gerektiriyorsa, mutsuz olurlar. Eğer yapacakları iş, yeteneklerinden daha azını gerektiriyorsa da, sıkılırlar. Liderlerin dengeyi sağlaması gerekir.
3. Zaman baskısı, yaratıcılığı ateşler
Günlük çalışmamızda, insanların genellikle ciddi yetiştirme baskısı altında olduklarında en yaratıcı zamanlarını yaşadıklarını düşündüklerini gördük. Ama çalışma yaptığımız 12 bin gün, bize bunun tam tersini gösterdi. İnsanlar zamanla yarıştıklarında, en az yaratıcı oldukları dönemi yaşıyorlar. Burada bir nevi `akşamdan kalma' durumu söz konusu. İnsanlar büyük bir zaman baskısı altında çalıştıklarında, sadece o gün değil sonraki iki gün de yaratıcılıklarından kaybediyorlar. Zaman baskısı, yaratıcılığı boğuyor çünkü insanlar problemle derinlemesine ilgilenemiyorlar. Oysa yaratıcılık, kuluçka dönemine ihtiyaç duyar. İnsanların bir problemin demlenmesi ve fikirlerin kabarması için zamana ihtiyaçları vardır.
4. Korku, hamleleri kuvvetlendirir
Korkunun ve üzüntünün yaratıcılığı teşvik ettiği yönünde yaygın bir inanış söz konusu. Hatta psikoloji literatüründe, bazı yaratıcı yazar ve sanatçıların depresyon oranının daha yüksek olduğu, depresyondaki dahilerin düşünme biçimlerinin oldukça yaratıcı olduğu yönünde söylemler bulunuyor. Ama çalışma yaptığımız toplulukta böyle bir durumu gözlemlemedik. 12 bin günlük girişi öfke, endişe, üzüntü, kızgınlık, eğlence ve aşk derecelerine göre kodladık. Ve yaratıcılığın eğlence ve sevgi ile doğru orantılı, kızgınlık, öfke ve endişe ile ters orantılı olduğunu gözlemledik. Girilen veriler, gösteriyor ki insanlar, yaratıcı bir fikirle ortaya çıktıklarında çok mutlu oluyorlar. Bu atağı yapanların bir gün öncesini de mutlu geçirmiş olmaları da önemli bir ortak nokta. İnsanlar işleri ile ilgili heyecan duyduklarında, gece kuluçkaya yatmaları ve ertesi gün yaratıcı bir fikirle gelmeleri çok daha mümkün. Bir günün mutluluğu, muhtemelen sonraki günün yaratıcılığının habercisi oluyor.
5. Rekabet, işbirliğine zarar verir
Özellikle finans ve ileri teknoloji endüstrilerinde, iç rekabetin yaratıcılığı geliştirdiğine ilişkin yaygın bir görüş vardır. Araştırmalarımız bize gösterdi ki, bir çalışma grubunda yer alan insanlar, birbirleriyle rekabet ettiklerinde yaratıcılık hedefine ulaşıyor. En yaratıcı gruplar, birbirleriyle fikirleri tartışma ve paylaşma rahatlığına sahip olanlar oluyor. Ancak insanlar kabul görmek ve tanınmak için rekabet ettiklerinde, bilgi paylaşımını durduruyorlar. Bu da yıkıcı bir durum olarak ortaya çıkıyor. Çünkü bir organizasyonda puzzle'ı tamamlamak için gereken tüm parçalara tek bir kişi sahip olamaz.
6. Küçülen bir organizasyon, yaratıcıdır
Bir küçülme döneminde yaratıcılık değer kaybeder ve kalitesi düşer. Yüzde 25'lik bir küçülme yaşayan, küresel bir elektronik şirketinin 6 bin kişilik bir bölümüyle, acı veren 18 aylık çalışma yaptık. İş ortamında yaratıcılığın en ufak uyarıcılarına kadar, bir çok etkenin performansında düşüş yaşandı. Küçülme beklentisi, küçülmenin kendisinden çok daha kötüydü. Bilinmezliğin getirdiği korku, insanları işten soğuttu ve küçülmeden beş ay sonra bile yaratıcılık, h‰l‰ belirgin bir şekilde düşüşteydi. Liderlerin, hedefi vuracaklarına inandıkları konulara odaklanmayı istemeleri neticesinde, küçülme hayatın bir gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Ancak iletişim, işbirliği, insanların özgürlük duyguları ve otonomi belirgin bir şekilde azalıyor.
Yaratıcılığı destekleyen kurum kültürü yaratın
Bir çok organizasyon çalışanlarının yaratıcı olmasını ister. Ancak sadece istemek ya da çalışanın yaratıcı çalışmalar yapmaya başlaması yetmiyor. Şirketin bunu destekleyecek bir kültürü de oluşturması şart. Aksi takdirde çalışanlar yeni fikirler üretmekten vazgeçiyorlar. Peki yaratıcılığı destekleyen bir kurum kültürü nasıl oluşur?
. Yeni fikirlerin üretilmesine elverişli bir ortam hazırlamak gerekir. Yaratıcı fikri yöneticiler tarafından dikkate alınmayan ve hatta baltalanan bir çalışan gelecekte böyle bir denemede bulunmaktan çekinir. Organizasyonlar çalışanlarının yeni fikirler üretmeleri için değişik metotlar geliştirmelidir.
. Yeni fikirlerin eyleme dönüştürülmesi çalışanların fikirlerine saygı duyulduğunu ve bu fikirlerin göz önünde bulundurulduğunu gösterir. Eğer bir fikir reddediliyorsa da bunun nedeni kişiye kapsamlı bir şekilde ifade edimelidir.
. Şirket içinde etkin yatay ve dikey iletişim, çalışanların fikirlerini söylemelerinde duydukları endişe ve korkuları ortadan kaldırır.
. Çalışanlar, çoğu zaman kendilerini ilginç ve dikkate değer bulacak yöneticiler ararlar. Bu kişileri buldukları zaman da yaratıcı olmaya ve üretmeye başlarlar. Bu yüzden de çalışanların kendileirne inanan ve dikkate alan yöneticiler tarafından yönetilmeleri sağlanmalıdır.
. Kişisel özellikleri göz önünde bulundurmak yaratıcı zekanın ön plana çıkmasını sağlar. Yöneticiler çalışanlarına kendi çalışma planlarını kendilerinin yapmaları imkanını sağladıkça çalışanların yaratıcılıkları artar ve başarılı olurlar.
. Yöneticilerin çalışanlarını iyi tanıması, ilgi alanlarını ve yeteneklerini doğru tespit edebilmesi çalışanların yaratacılıklarını daha etkin bir şekilde ortaya koyabilecekleri projelere yönlendirilmesini sağlayacaktır.
. Yaratıcılığın geliştirilmesi için hataya karşı hoşgörülü olmak gerekir.
11 Haziran 2009 Perşembe
8 Haziran 2009 Pazartesi
Merdiven Basamaklarından Çekmece
Ortak Beyin Fırtınası #2: Yabancı Kelime Ezberleme
7 Haziran 2009 Pazar
Ücretsiz Çevrimiçi Düşünce Haritalama Ortamı
MindMeister internet üzerinden çalışan ve bireysel olarak ücretsiz hizmet veren bir site. Burada çevrimiçi düşünce haritalaraı (Mind Map) oluşturabiliyorsunuz. Hatta siteye üye olan diğer arkadaşlarınızı da çalışmanıza davet edip, çevrimiçi ortamda birlikte çalışma yapabiliyorsunuz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki linke tıklayarak email adresinizi girmek. Email adresinize bir link gönderiyorlar. Bu linki tıkladığınzıda basit bir kayıt sayfası açılıyor. Kendinize kullanıcı adı ve parola tanımlıyorsunuz ve hemen kullanmaya başlayabiliyorsunuz.
https://www.mindmeister.com/users/signup
NOT:
MindMeister'ı bizimle paylaşan Halid Özgür'e teşekkürler.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki linke tıklayarak email adresinizi girmek. Email adresinize bir link gönderiyorlar. Bu linki tıkladığınzıda basit bir kayıt sayfası açılıyor. Kendinize kullanıcı adı ve parola tanımlıyorsunuz ve hemen kullanmaya başlayabiliyorsunuz.
https://www.mindmeister.com/users/signup
NOT:
MindMeister'ı bizimle paylaşan Halid Özgür'e teşekkürler.
6 Haziran 2009 Cumartesi
Kontrol Listesi
Yaratıcı düşünme işlemini kolaylaştırmak için hazırlanmış sorulardır. Soruları beyin fırtınası ve düşünce haritalama etkinlikleri sırasında kullanabilirsiniz.
Rengi değişebilir mi?
Hareketi değişebilir mi?
Sesi, biçimi, şekli değişebilir mi?
Neyi değişritebilirim?
Ne ekleyebilirim?
Daha güçlü, yüksek, geniş, uzun, kalın olabilir mi?
Ek değer olarak ne katabilirim?
Neyi tekrar edebilirim?
Neyi abartabilirim?
Ne çıkartabilirim?
Daha küçük, kısa, hafif olabilir mi?
Neyi pas geçebilirim?
Nasıl bölebilirim?
Neyi ayırabilirim?
Yerine ne kullanabilirim?
Malzeme olarak başka ne kullanabilirim?
Güç kaynağı olarak başka ne kullanabilirim?
İçerik olarak başka ne kullanabilirim?
Farklı nasıl düzenlerim?
Bileşenleri değiştirebilir miyim?
Başka kalıplar ya da sıralamalar kullanabilir miyim?
Zıttı, tersi ne olurdu?
Altına üstüne, içini dışına, önünü arkasına getirebilir miyim?
Nasıl çeşitlendirebilirim?
Nasıl yavaşlatabilirim?
Nasıl hızlandırabilirim?
Başka kullanım alanı olabilir mi?
Yerine ne konabilir?
Değişiklik yapmanın olanakları nelerdir?
Büyütmek olanaklı mı?
Çoğaltmak olanaklı mı?
Bir şeyler eklenebilir mi?
Küçültmek olanaklı mı?
Azaltmak olanaklı mı?
Bir şeyler çıkartılabilir mi?
Tersine çevrilebilir mi?
Yeniden düzenlemek olanaklı mı?
Nasıl harmanlanabilir?
Amaçlar, birimler ya da çekicilik birleştirilebilir mi?
Başka nerede kullanılabilir?
Bunun gibi olan başka ne var?
Rengi değişebilir mi?
Hareketi değişebilir mi?
Sesi, biçimi, şekli değişebilir mi?
Neyi değişritebilirim?
Ne ekleyebilirim?
Daha güçlü, yüksek, geniş, uzun, kalın olabilir mi?
Ek değer olarak ne katabilirim?
Neyi tekrar edebilirim?
Neyi abartabilirim?
Ne çıkartabilirim?
Daha küçük, kısa, hafif olabilir mi?
Neyi pas geçebilirim?
Nasıl bölebilirim?
Neyi ayırabilirim?
Yerine ne kullanabilirim?
Malzeme olarak başka ne kullanabilirim?
Güç kaynağı olarak başka ne kullanabilirim?
İçerik olarak başka ne kullanabilirim?
Farklı nasıl düzenlerim?
Bileşenleri değiştirebilir miyim?
Başka kalıplar ya da sıralamalar kullanabilir miyim?
Zıttı, tersi ne olurdu?
Altına üstüne, içini dışına, önünü arkasına getirebilir miyim?
Nasıl çeşitlendirebilirim?
Nasıl yavaşlatabilirim?
Nasıl hızlandırabilirim?
Başka kullanım alanı olabilir mi?
Yerine ne konabilir?
Değişiklik yapmanın olanakları nelerdir?
Büyütmek olanaklı mı?
Çoğaltmak olanaklı mı?
Bir şeyler eklenebilir mi?
Küçültmek olanaklı mı?
Azaltmak olanaklı mı?
Bir şeyler çıkartılabilir mi?
Tersine çevrilebilir mi?
Yeniden düzenlemek olanaklı mı?
Nasıl harmanlanabilir?
Amaçlar, birimler ya da çekicilik birleştirilebilir mi?
Başka nerede kullanılabilir?
Bunun gibi olan başka ne var?
Etiketler:
Yaratıcılık Teknikleri. Kontrol Listesi
Düşünce / Zihin Haritası

Zihin Haritası ya da Düşünce Haritası diye bilinen yöntem 1960lı yılların sonunda Tony Buzan tarafından geliştirilmiştir.
Beyin fırtınasına benzer bir şekilde, merkezdeki bir fikir ya da problemle ilgili düşünceler üretmeye yarayan bu yöntemin en önemli özelliği renkler ve şekilleri de içermesidir.
Bir kağıt, beyaz tahta ya da herhangi bir ortam (bilgisayar da olabilir) bulup ortasına ana fikri yazın. Daha sonra beyin fırtınasında olduğu gibi, bu fikirle ilgili aklınıza gelen şeyleri bu anahtar fikre çizgilerle bağlayarak birinci seviyede bağlayın. Daha sonra bu birinci seviyede bağladığınız şeylerle ilgil aklınıza gelen fikirleri, birinci seviyedeki fikirlere bağlayarak yorulana ya da fikir gelmeyene kadar devam edin. Bu işlemi yaparken de renkli kalemler, şekiller, görsel temalar, simgeler vb. kullanın.
Bu teknik beynin bilgiyi algılama ve saklama biçimine en uygun yöntemdir. Bırakın zihniniz serbest bir şekilde aksın ve sizde onu kağıda yansıtın. Gelen her şeyi olduğu gib kabul edin. Kesinlikle fikirlerinizi eleştirmeyin, yargılamayan, mantıksal olarak sınamayın. Sadece geldiği gibi yazın.
Etiketler:
Düşünce / Zihin Haritası,
Yaratıcılık Teknikleri
Yatay Düşünme
Biz şu ana kadar öğretilmiş olan "eleştirel düşünme" bir şeyreli derinlemesine yargılamayı ve mantıkla sınamayı gerektirir. Bir kuyuyu derinlemesine kazmaya benzetilen bu yaklaşımla düşüncenin mantıklı oluşu sınanmaktadır.
Yatay düşünmedeyse, bir konu üzerine, direkt ilgili olarak görünsün görünmesin, mantıklı olsun olmasın birçok düşünce üretmeyi hedefler. Mantıksal sınamayla ilgilenmez. O sonraki adımdır.
Yatay düşünme "lateral thinking" Edward De Bono tarafından 1960lı yılların sonunda ortaya atılmıştır. DeBono Consulting bu konuda danışmanlık hizmetleri ve eğitimler düzenlemektedir.
Yatay düşünmedeyse, bir konu üzerine, direkt ilgili olarak görünsün görünmesin, mantıklı olsun olmasın birçok düşünce üretmeyi hedefler. Mantıksal sınamayla ilgilenmez. O sonraki adımdır.
Yatay düşünme "lateral thinking" Edward De Bono tarafından 1960lı yılların sonunda ortaya atılmıştır. DeBono Consulting bu konuda danışmanlık hizmetleri ve eğitimler düzenlemektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)